KRABİ
06.12.2017 Saat : 08:59
  


 

   Kuala Lumpur'da geçirdiğimiz 6 günün sonunda sezonu kaçırmamak için Tayland'a gitmeye karar vermiştik. Öğlen 11 gibi Kuala Lumpur'da misafir olarak kaldığımız rezidanstan ayrıldık. Kuala Lumpur'da şehir içinde ücretsiz ring seferler yapan Green Line (Yeşil Hat) GOKL otobüsüne binerek China Town bölgesinde indik. Havaalanına giden servislerin kalkış noktalarından bir tanesi burası... Buradan yaklaşık 1,5 saat sürdü havaalanı... Uçağımız 17.05'deydi. Güneydoğu Asya'da trafiği her zaman hesaba katmak gerekir. Bu yüzden biz de ne olur ne olmaz diyerekten erken yola çıktık. Saat 13.30 gibi havaalanındaydık. Zaten Kuala Lumpur'un havaalanı çok büyük bir yer. Her türlü vakit geçirilir. Uçuşumuzu Air Asia'dan almıştık. Bu bölgede sık uçan ve ucuz bir havayolu şirketi.. Özellikle bagajınız yoksa daha da uygun biletleri... Uçak havalandığında Kuala Lumpur'daki palmiye ormanlarının genişliğine ağzımız açık bir şekilde şaşırdık. Havaalanının hemen yanında başlayan adeta palmiye denizi vardı. Yolculuğumuz yaklaşık 1 saat 15 dakika sürdü. Havaalanına indiğinizde pasaport kontrolden geçtikten hemen sonra sizi acenteler karşılıyor. Krabi şehir merkezine ve Ao Nang bölgesine giden servisler için bilet satıyorlar. Aynı şekilde Tayland'ın diğer bölgelerine de buradan kalkan otobüsler var. Yani Krabi havaalanına ucuz bir bilet bulduysanız ve asıl gitmek istediğiniz yer Krabi olmasa bile buradan ulaşım sağlamanız mümkün... Phi phi, Phuket, Koh Lanta gibi yerlere uçaktan indikten hemen sonra otobüslerle havaalanından ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Zaten her zaman söylemişizdir "Tayland'da ulaşım çocuk oyuncağı, siz sadece nereye gitmek istediğinize karar verin" diye...

   Krabi havaalanı şehrin oldukça dışında bir yer. Kişi başı 150 bahta otelinize teslim servisler var. Biz Ao Nang bölgesinde kalmayı tercih ettik. Servis ilk olarak Krabi merkeze uğradı. Sonrasında Ao Nang bölgesinde araçtaki yolcuları tek tek otellerine bıraktı. Bizim otelimiz Ao Nang'in biraz dışında kaldığı için en son bizi bıraktı. Bu arada hava çoktan kararmıştı. Bir gün önce bookingden ayarladığımız otele yerleştik. (Manimai Hostel:Günlük 700 baht) Otel yeni faaliyete geçmiş, odalar, mobilyalar yeni ve çok temizdi. Diş fırçası, saç kurutma makinesi, çay-kahve, su ısıtıcı, buzdolabı herşey var odada... Ao Nang'in merkezine biraz uzak ancak otel bazı odalarını tutanlara günlük bisiklet kiralamasını ücretsiz olarak yapıyordu. Biz de öyle bir oda tercih etmiştik. Bu arada sim kart ihtiyacımızı da otelin hemen altında bulunan ve yine otelin sahiplerine ait olan telefoncuda hallettik. Kuala Lumpur'dan Ao Nang'a servis, uçak, aktarma derken çok yorulmuştuk. Tüm günümüz yolda geçmişti. Haliyle çok acıktık. Otelin 50 metre kadar yakınında yerel bir lokantaya gittik. Tanesi 40 bahttan 2 adet karidesli omlet yedik. Yanına bir de papaya salatası (50 baht) ile doyduk. Sonra da çok özlediğimiz 7 Eleven markete gittik. Marketteki malları hemen hatırladık. Meyveli sütleri, küçük parfümleri... İnsan bir ülkenin marketini bile özler mi ya... Çok özlemişiz... 1,5 litre su aldık. (13 baht)

   Ertesi gün ilk olarak İsmail, markete gidip poğaça aldı. Odamızda kettleda suyumuzu ısıtıp çayımızla kahvaltımızı yaptık. Sonra şehri keşfetmek için dışarı çıktık. Otelin bize tahsis ettiği bisikletler dışarıda duruyordu. Bisikletler bile yepyeniydi. Selesinin üstünde poşetleri hala duruyordu. İlk olarak Laughing Gecko adlı salaş bungalovların bulunduğu hostele gittik. Burası daha merkezi ve ucuzdu. Tabii konfor olarak şu an kaldığımız oteli arayacağımız aşikardı. Biraz tasarruf yapma adına 2 günlüğüne kiraladık. Bir sonraki gün buraya geçeceğiz. Sonrasında atladık yine bisikletlerimize Ao Nang'in merkezine doğru sürdük. Ülkeye en son 1,5 sene önce girdiğimiz için dolar-baht kurundan haberimiz yok. Gezerken bir taraftan da döviz bürolarına bakıyorum. Kıyıdan bir süre gittikten sonra yol içeriye doğru gitmeye başladı. Bu arada yokuşlar da başladı. Biz kah sürerek kah inip elimizle iterek içeriye doğru gitmeye devam ettik. Bu arada ucuz olabileceğini düşündüğümüz otellere de girip fiyat sormayı ihmal etmedik. Bu arada peşimize takılan motorsikletli bir kadın bizi ısrarla bir otele götürdü. Otelin penceresiz odaları olduğu için tabiiki de kabul etmedik benim klostrofobimden dolayı... Bu arada motorun üstüne bindim. Kadına kullanabilir miyim acaba diye sordum. O da kullanmak basit, bak şurası gaz şurası fren anlatmaya başladı. Bu arada motorun üstüne kendisi vardı. Ben de bu arada gaza bi yüklenmişim. Bi baktık motor fırladı kadın da üstünde.. Durduramadı motoru ve otelin içine daldı. Lobideki koltuklara çarptı. Allahtan bişey olmadı ama baya korktuk. Sonrasında da uzadık oradan... Otelimizden ayrıldıktan sonra ilk olarak güney yönünde giderek sahile varmıştık. Sonrasında ise doğu yönünde sahil boyunca ilerledik. Sahil bitince mecburen içeriye yani kuzeye yöneldik. Bi süre bu yönde gittik ve sonrasında da batıya yönelirsek yuvarlak yapmış olacaktık ve muhtemelen de otele daha çabuk varacaktık. Ama bu arada yollarda yokuş sayısı artmıştı. Profesyonel bisikletçiler değiliz. Bu yüzden biraz zorlandık. Hatta ben pedala biraz fazla yüklenmiş olmalıyım ki pedal yerinden çıktı. Ne yapacağız diye bakınırken yakınlarda bir dükkan gördük. Hello deyip pedalı gösterdik. Gelin dedi. Alet takımlarını getirdi ve 5 dakikada pedalı yerine taktı. Bir de üstüne bize 2 adet su verdi. Gerek yok dememize rağmen ısrarla suları verdi. İçeride çok var der gibi su kolilerini gösterdi. Teşekkür edip ayrıldık. Bir süre daha yokuşlu yollar çıkıp sonrasında aşağı eğimli uzun bir yola girdik. Bastık pedala asfaltı ağlattık. Bisikletle gezdiğimiz iyi oldu. Tüm Ao Nang'i görmüş olduk.

   Krabi'deki 3. günümüzde otelimizden ayrıldık ve dün bulduğumuz bungalova geçtik. Hostel sahibi Nui hoş sohbet bir adam... Bungalovlar birbirinden ayrı ve bahçenin içinde... Yerden yarım metre civarında yüksekte... Gündüz çok anlayamadık nerede olduğumuzu da gece olunca bungalovun içinin korunaksız olduğu anlaşıldı. İsmail lavaboda aynanın önünde küçük bir kurbağa görünce canlı mı yoksa biblo mu diye anlamak için dokunmaya çalışınca kurbağa hareket etmiş. Sonrasında Güneydoğu Asya'da neredeyse her yerde gördüğümüz geckolar ve tavanda seslerini ve tıkırtılarını duyduğumuz fareler geceyi kabusa çevirdi. İsmail her ne kadar çok rahatsız olmasa da durumdan 2 günlük macera ikimizin de çok hoşuna gitmedi. Sabah 9 gibi kalktık. Kahvaltı için otelin ortak alanına gittik. Nui bize omlet yaptı. (50 baht) Otelde kalan Alman kızlar gitar çalıp şarkı söylerken ben de biraz kitap okudum.

Sonra sahile yürüyelim dedik. Sahil, otele oldukça yakın... Ancak Ao Nang'in sahili denize girmeye çok elverişli bir yer değil... Deniz altı akıntıları ve gel-gitlerden dolayı sahil tüm gün boyunca yüzmeye elverişli olmayacak derece sığlıktı. Denizin rengi de griye yakın bir renkti. Biz gitmedik ancak Krabi'de sadece deniz ulaşımının olduğu Railey plajının iyi olduğunu söylediler. Bir de burada güzel denize girmek istiyorsanız tekne turlarına katılmanız gerekiyor. Bunun dışında Krabi'nin çok da bir numarası yok. Bizim bulunmaktan keyif aldığımız bir yerdi Krabi...Ao Nang'in merkezindeki sahil şeridinin bitiminde patika bir yoldan geçerek arka tarafta saklı bir koya gidiliyor. Normalde ultra lüks bir otelin sahili burası ancak dışardan gelene de bişey demiyorlar. Hem yürüyüş olması açısından hem de yolda onlarca maymunun size eşlik etmesi bakımından keyifli bir yol... Yine Ao Nang'deki gece pazarı da Tayland'da gittiğimiz en keyifli ve ucuz pazarlardan birisiydi. Krabi merkezdeki gece pazarından bahsetmiyorum ama... Orası biraz daha turistik...

   21/03/2016 tarihi itibariyle Ao Nang'den sabah erken saatlerde ayrılmak üzere yola çıktık. Dün akşam Phi Phi'ye tek yön bilet almıştık. (Kişi başı 300 baht) Sabah 08.30'da servis otelden bizi aldı. Saat 09.00'da ise Krabi iskeleden feribota bindik. Yaklaşık 1,5 saat sonra Phi Phi Don adasına vardık.

   Siz de Krabi ile ilgili sorularınızı deneyimlerinizi ve görüşlerinizi yorum olarak paylaşabilirsiniz.

 




Toplam 0 Yorum.

Reklam Alanı

Bu sitede bulunan tüm içerik ve görsel materyal izinsiz kullanılamaz.